Bu harika yaşam şansını 1972 yılında yakaladım. Henüz okuma yazmayı sökmemişken, 45lik plakların arasından en sevdiklerimi sırayla bulup, küçük çiçekli bir kutunun içerisindeki pikabımıza yerleştirip dans etmek en büyük zevkimdi. Müziğin benim için bir tutkuya dönüşmesi de o yılların sonucudur.
Okul yıllarımda matematik ve fizik derslerimin başarısına aldanarak, geleceğin başarılı bir bilim adamı olacağıma kendimi inandırıp, Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliğine girmemin üzerinden fazla geçmemişti ki gönlümdeki sevdanın çok daha farklı olduğunu keşfettim. Gece gündüz radyo dinlediğim bir dönemde, kapısını yardımsever bir dinleyici olarak çaldığım yerel bir radyodan, aynı gün bir radyo programcısı olarak çıkacağım hiç aklıma gelmemişti şüphesiz. Sürekli program aşkına yazıp çiziyor, araştırıyordum. İki ay süren amatör bir başlangıç sürecinden sonra, çok daha popüler bir kanal olan Radyo Vizyon kapılarını açtı bana. Mum Işığı isimli programla haftada bir, sevgililerin istek ve mesajlarını yayınlıyordum. Gece programlarıyla ve aşk şarkılarıyla yakın ilişkim de böylelikle başlamış oldu. Bu başlangıcın, ileride benim için çok daha güzel kapılar açacağından henüz habersizdim.
Yayın saatlerimin dışında Vizyon, müzik ufkumu ve ilgimi çok daha ileri boyutlara taşımamda büyük katkı sağladı. Bu arada üniversite maceram da oldukça ağır ilerliyordu doğal olarak. Kendi paramı kendim kazanmam gerektiğinden radyo ve okul birlikteliğine iş hayatımı da eklemiş oldum. Artık radyoculuğumu daha ileri taşımak istiyordum. Başvurduğum özel bir ulusal kanal tarafından reddedilmiştim ki hiç ummadığım bir telefonla dileklerim gerçek olmuştu. Çok sevdiğim bir arkadaşım yeni kurulmakta olan bir ulusal kanalda çalışmak isteyip istemediğimi sordu bana. Radyo Mydonose yayın hayatına geçtiği gün heyecandan nutkum tutulmuştu. Başlarda Mydonose Sevişmeler isimli duygusal programımla, Pazar geceleri aşkla yoğrulmuş şarkılar ve mesajlara, sevdiğim şairlerin şiirleri, dinleyicilerin müthiş beğenisini toplayan Sesli Mektup bölümü ve kendi yazdığım kısa yazılar da eklendi zamanla. Çok daha profesyonel bir ekip ve stüdyo ile radyoculuğum giderek gelişiyordu. O zamanlar radyonun yöneticisi olan sevgili Ömer Önder’in desteğiyle hafta içi geceleri, hiç alışık olmadığım yepyeni bir içerikle ikinci bir program daha sunuyordum artık. Canlı bir sohbet programı olan Dipnot’ta, geceleri uykusuz kalıp yayına katılan dinleyicilerle, kişisel, sosyal ve psikolojik içerikli sohbetler ediyor, duygusal yönden oldukça yoğun anlar yaşıyorduk. Dipnot’un bana her açıdan çok önemli katkıları olduğunu söylemeliyim. Yaklaşık 8 yıl süren Mydonose Sevişmeler ve Dipnot’un yerini, haftanın 4 gecesi Radyo Mydonose’da beni mikrofonla buluşturan Ezberimdeki Sözler aldı. Bu yeni program daha sonra, yıllarca radyoda okuduğum yazılarımı birleştirdiğim kitap serisine de ismini verdi. Ezberimdeki Sözler serisinin ilk kitabı Aşksa Eğer, 2006 senesinde Alteo yayınlarından çıktı. İkinci kitap olan Aşksa Değer, 2007 senesinde Ashua-Turkuaz yayıncılık tarafından basıldı. Her iki kitap da bu hayatımda aldığım ve belki de kendime verdiğim en değerli ödüllerin arasındadır benim için.
Mydonose ile yolumu ayırdığım dönemde, sevgili eğitmenlerim Ayça Ulusoy ve Gündüz Saka’dan Reiki, Meditasyon ve Lemurya teknikleri, Kişisel ve Ruhsal Gelişim kursları almaya başladım. Almış olduğum bu kurslar ve katılmış olduğum çalışmalar, yaşamımın her alanına sayısız katkı sağladı ve hala da sağlamakta. Tüm bu çalışmalara ilave olarak; hayatımda ilk kez elime aldığım ve bir daha da bırakmamaya kesin kararlı olduğum Djembe’m ile Ritm Terapi grubunda çalıyor, Ashua Dergisi’nde Üçgenler ve Kareler isimli köşemden sonra, Ashua Haber portalında (www.ashuahaber.com) ve Medya Haber Ajansında (www.medyaniz.com) keyifle yazmaya devam ediyor, yaşıyor, çalışıyor, üretiyorum. Bir başka deyişle, bana verilmiş olan bu yaşam şansını en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum.
|